Final teknolojisi şirketi Revolut'un değerlemesi, ikincil bir hisse senedi satışı (Secondary Share Sale) sonrasında büyük bir artış kaydederek 115 milyar dolara ulaştı. Bu rakam, şirketin Kasım 2025'teki 75 milyar dolar olan değerlemesine kıyasla yaklaşık %53'lük bir artışı temsil ediyor.
İşlem Detayları
Bu işlem, şirkete yeni sermaye pompalamayı amaçlayan bir birincil yatırım turu olmayıp, mevcut yatırımcılar arasında mevcut hisselerin alım satımını içeren bir süreçti ve bu durum çalışanlar ile mevcut yatırımcılara likidite sağladı. Bu sürece Glade Brook Capital Partners, Coatue, T. Rowe Price Associates ve Baillie Gifford dahil olmak üzere büyük yatırımcılardan oluşan bir grup liderlik etti. Dealroom verilerine göre hisseler, hisse başına 2.118 dolar seviyesinden işlem gördü.
Finansal Performans ve Hızlı Büyüme
Değerlemedeki bu sıçrama, güçlü bir finansal performansla aynı döneme denk geldi. Revolut, 2025 yılında bir önceki yıla göre %46 artışla 6 milyar dolar gelir kaydetti. Vergi öncesi kâr da %57 artarak 2,3 milyar dolara ulaştı ve vergi öncesi kâr marjı %38 olarak gerçekleşti. Ayrıca Revolut Business sektörü, toplam brüt kârın yaklaşık %20'sine katkıda bulunarak ve şu anda 800 binden fazla şirkete hizmet verip 2027 yılına kadar 1 milyon şirkete ulaşmayı hedefleyerek büyüme için temel bir direk oluşturuyor.
Küresel Genişleme ve Bankacılık Dönüşümü
Şirket, Fransa, Kolombiya ve Arjantin'de bankacılık lisansları aldıktan sonra, 2026 yılında Birleşik Krallık, Meksika, Avustralya ve Yeni Zelanda'da hizmetlerini başlatmayı planlayarak bankacılık operasyonlarının kapsamını küresel düzeyde genişletmeye çalışıyor. Amerika Birleşik Devletleri'nde ise şirket, ulusal bir banka kurmak için Para Birimi Denetleme Ofisi'nden (OCC) koşullu onay aldı ve operasyonlara 2027'nin ilk yarısında başlamayı hedefliyor.
Pratikte Ne Değişiyor?
Bu gelişme, Revolut'un iş modelindeki köklü bir dönüşümü yansıtıyor; şirket artık sadece para transferi yapılan bir uygulama olmaktan çıkıp, entegre küresel bir bankaya dönüşüyor. Bu genişleme, şirkete ABD ve Avrupa gibi ana pazarlarda geleneksel bankalarla rekabet etme yeteneği kazandırıyor. Değerlemedeki büyük artış aynı zamanda olası bir ilk halka arzın (IPO) önünü açıyor; beklentiler şirketin 2028 yılından önce birincil seçenek olarak Amerikan piyasalarını (New York) tercih edebileceğini ve bunun da onu Avrupa'nın en değerli finansal teknoloji şirketlerinden biri haline getireceğini gösteriyor.