Türkiye'deki Sinop Üniversitesi'nden bir öğrenci ekibi, TEKNOFEST 2026 etkinlikleri kapsamında düzenlenen "Nükleer Enerji Teknolojileri" yarışmasında, denizaltı verimliliğini artırmaya yönelik nükleer enerji dönüşüm sistemleri tasarladıkları yenilikçi projeleriyle birincilik elde etti.
Kendi Kendine Yete otros Entegre Sistem
Proje, sadece elektrik enerjisi üretmekle kalmayıp aynı zamanda denizaltı mürettebatının gerekli hayati kaynaklarını da üretebilmesi için denizaltı içine mini bir nükleer reaktörün entegre edilmesine dayanıyor. Projenin danışmanı Prof. Dr. Meryem Severinoğlu, sistemin, geleneksel denizaltıların oksijen ve su stoklarını yenilemek için her 5 ila 6 günde bir yüzeye çıkma zorunluluğunu ortadan kaldırmayı amaçladığını açıkladı.
Reaktörün ürettiği fazla enerjiden yararlanan yenilikçi sistem şunları gerçekleştirmektedir:
- Tatlı Su Üretimi: Mürettebatın ihtiyaçlarını karşılamak için su arıtma.
- Oksijen Üretimi: Denizaltı içinde nefes almak için sürekli tedarik sağlama.
- Denizaltı İtiş Gücü: Kinetik sistem için ek itiş enerjisi sağlama.
Bu Haber Neden Önemli?
Bu yenilik, savunma yeteneklerini artırma yönünde teknik bir adım teşkil etmektedir; çünkü tasarlanan sistemin, nükleer yakıt değişimine gerek duyulmadan 10 yıla kadar çalışabileceği tahmin edilmektedir. Bu tür entegre sistemler, denizaltıların operasyonel ayak izini azaltmakta ve su altında kalış sürelerini artırarak deniz operasyonlarında stratejik bir avantaj sağlamaktadır.
Tasarım Zorlukları
Ekip üyelerinden öğrenci Ahmet Selim Ulutürk, en büyük zorluğun, nükleer reaktörün sınırlı alana sahip denizaltı ortamına nasıl entegre edileceği ile enerji dönüşüm verimliliğinin ve bunun alt sistemlere (su, oksijen, itki) dağıtımının nasıl sağlanacağı olduğunu belirtti. Bu durum, boyut ile üretim kapasitesi arasında denge kuran hassas bir mühendislik tasarımı gerektirmiştir.
Bu başarı, Türkiye'nin milli teknoloji alanındaki yeteneklerini güçlendirme çabaları çerçevesinde gelmektedir. Öğrencilerin nükleer enerji teknolojilerini gelişmiş savunma uygulamalarına entegre etmeye odaklanması, daha bağımsız ve verimli deniz sistemlerinin geliştirilmesi için yeni ufuklar açmaktadır.