Türkiye'nin 2027 yılı merkezi yönetim bütçe teklifi belgeleri, uzay ve havacılık sektörünü güçlendirmek için iddialı bir planı ortaya koydu. Önümüzdeki üç yıl boyunca bu sektörü desteklemek için yaklaşık 100 milyar Türk lirası ayrılması öngörülüyor. Bu yatırımlar, Türkiye'nin uzay teknolojileri ve hava taşımacılığı hizmetleri alanlarında küresel rekabet gücünü artırmayı hedefliyor.
Yatırımların dağılımı ve stratejik hedefler
Mali veriler, bu programa ayrılan finansmanda niteliksel bir sıçramaya işaret ediyor; bu yıl için ayrılan yaklaşık 8,7 milyar liralık ödeneğin, 2027 yılında yüzde 181,7'lik bir artışla 24,5 milyar liraya çıkarılması planlanıyor. Destek hızı, 2028'de 30,6 milyar liraya ve 2029'da 36,9 milyar liraya ulaşarak artmaya devam edecek ve toplam ödenek 92 milyar lirayı aşacak.
Bu kaynaklar iki ana kulvarda dağıtılıyor:
- Havacılık sektörü: Hava taşımacılığı tesislerinin inşası ve işletilmesine odaklanılarak, 2029 yılına kadar Türk havalimanlarını kullanan toplam yolcu sayısının 291 milyona çıkarılması hedefleniyor.
- Uzay sektörü: Uzay teknolojisi üretiminde yerel yetenekleri güçlendirmek için araştırma ve geliştirme (Ar-Ge) faaliyetlerini desteklemek, yüksek katma değerli teknolojiler geliştirmek ve test ile doğrulama altyapısını güçlendirmek.
Gelecek uzay projeleri
Bu bütçe, Türkiye'nin yeni nesil Türksat 7A uydu programı ve Ay Araştırma Programı için devam eden hazırlıklar gibi stratejik projeleri yürüttüğü bir dönemde geliyor. TÜBİTAK UZAY, yerlilik oranı yüzde 80'i aşan bu görev için tasarlanan uzay aracının üretim ve montaj işlemlerini tamamladı ve araç, 2027'de hedeflenen fırlatma öncesinde şu anda çevresel testlerden geçiyor.
Bu haber neden önemli?
Bu mali tahsisat, Türkiye'de uzay teknolojisinin "yerlileştirilmesine" yönelik stratejik bir dönüşümü temsil ediyor. Hükümet, bu bütçe aracılığıyla ithalata bağımlı olmak yerine bilimsel araştırmaları ihraç edilebilir ticari ürünlere dönüştürmeyi hedefliyor. Ayrıca, Hibrit İtki Sistemi ve derin uzay deneylerine odaklanılması, Türkiye'nin karmaşık ve teknik olarak bağımsız uzay görevlerini yerine getirebilen ülkeler arasında yer alma arzusunu gösteriyor.