Görüşler ve Analizler

SAHA İstanbul: Küresel pazarlara açılmak Türk savunma sanayisi için zorunluluk haline geldi

SAHA İstanbul Genel Sekreteri Muttalip Tütüncü, Türk savunma sanayisinin büyümesinin artık yalnızca iç pazara dayanarak sürdürülemeyeceğini ve küçük ve orta ölçekli işletmelerin ihracata yönelerek yüksek teknolojili, düşük maliyetli çözümler geliştirmesi gerektiğini belirtiyor. Tütüncü ayrıca yerlileştirme ihtiyacının sürdüğünü, yapay zekâya yatırım yapılması ve savunma teknolojilerinin sivil ve uzay alanlarındaki kullanımının genişletilmesi gerektiğini vurguladı.

2026-09-29
4 dk okuma
5 görüntülenme
certi.news
SAHA İstanbul: Küresel pazarlara açılmak Türk savunma sanayisi için zorunluluk haline geldi

Türkiye savunma sanayisinin büyümesini sürdürmesi ve geliştirmesi için küresel pazarlara erişim artık ek bir seçenek değil, bir şart haline geldi. Bu değerlendirme, Türkiye Savunma ve Havacılık Sanayii Kümelenmesi SAHA İstanbul Genel Sekreteri Muttalip Tütüncü’ye ait. Tütüncü, Türk sanayisinin bugüne kadar iç pazar koşullarında büyüdüğünü, ancak bu çizginin sürdürülebilmesi için küresel pazardan daha büyük bir pay alınması gerektiğini söyledi.

Tütüncü’nün açıklamaları, Anadolu Ajansının teknoloji ofisinde, ROKETSAN’ın katkısıyla hazırlanan bir içerik kapsamında gerçekleşen konukluğunda geldi. Açıklamaları, sektörün gelişiminin bir sonraki aşamasında büyümenin büyük yükleniciler veya büyük savunma platformlarıyla sınırlı kalması yerine küçük ve orta ölçekli işletmelerin rolünü öne çıkarıyor.

Küçük şirketlere odaklanan sanayi kümelenmesi

SAHA İstanbul, 2015 yılında 27 şirketin katılımıyla kuruldu ve bugün 1400’den fazla üyeye sahip. Tütüncü’ye göre üyelerin yüzde 80’den fazlasını küçük ve orta ölçekli işletmeler oluşturuyor. Kümelenme, büyümesini üye sayısında yapay bir genişleme kampanyasının değil, sektör dinamiklerinden kaynaklanan organik bir gelişmenin sonucu olarak nitelendiriyor.

Açıklamalara göre kümelenmenin görevi, yerli ekosistem içindeki küçük şirketleri desteklemek ve onların uluslararası tedarik zincirlerine entegre olmalarına yardımcı olmak. Bu amaçla SAHA İstanbul, SAHA Akademi aracılığıyla sektörel eğitimler veriyor ve TÜBİTAK TÜSSİDE ile Orta Doğu Teknik Üniversitesi iş birliğiyle iki MBA programı yürütüyor. Ayrıca yerli şirketleri küresel havacılık sektörüne katılmaya hazırlamaya yönelik programlar da düzenliyor.

Alt tedarikçiden bağımsız ihracatçıya

Tütüncü, küçük ve orta ölçekli işletmelerden büyük savunma platformları üretmelerinin beklenmediğini düşünüyor. Çünkü bu alan geniş finansal ve teknik kabiliyetler gerektiriyor ve esas olarak ana yüklenicilerin kapsamına giriyor. Bu işletmeler için daha gerçekçi yol ise yüksek teknolojili, düşük maliyetli ve hızlı tüketilen, uluslararası pazarlarda doğrudan pazarlanabilecek ürünler geliştirmekten geçiyor.

Şirketin savunma sektörüne girebilmesi için niyet ve kararlılık, uygun bir üretim altyapısı, Millî Savunma Bakanlığının talep ettiği yeterlilik ve tesis güvenliği sertifikalarının alınması ve Savunma Sanayii Başkanlığına bağlı YETEN Kabiliyet Envanteri programına kayıt olunması gerektiğine işaret etti. Değerlendirmesine göre temel sorun yetenek eksikliği değil, şirketlerin kabiliyetlerini iç pazarın dışında satabilme kapasitesi.

Ayrıca kümelenme üyeleri arasındaki “rekabetçi iş birliği” kavramından söz etti. Bu kavram, Türk şirketlerinin dış ihalelerde birlikte toplam fırsatlarını zayıflatacak biçimde rekabet etmesi yerine rollerini koordine etmesini ifade ediyor.

Teknolojinin hız baskısı altında ihracat ve yerlileştirme

Tütüncü, Türk savunma ihracatının 10 milyar dolar eşiğini aşmasına ve bu yıl Defense News sıralamasına giren beş Türk şirketinin tamamının SAHA İstanbul yönetim kurulu üyesi olmasına dayandı. Ancak özellikle insansız hava araçlarında mevcut başarının, yapay zekâdaki gelişmelerin hızlanmasıyla üstünlüğün sürmesini garanti etmediği uyarısında bulundu.

Açıklamalara göre küresel olarak satılan insansız hava araçlarının yaklaşık yüzde 60 ila 65’ini Türk şirketleri oluşturuyor. Türk savunma sanayisindeki yerlileştirme oranı ise yüzde 80’i aştı. Bununla birlikte bazı kritik teknolojiler hâlâ dış tedarike dayanıyor; bu da yerlileştirme sürecinin tamamlanmadığı anlamına geliyor.

Bu haber neden önemli?

SAHA İstanbul’un tanımladığı dönüşüm yeni bir ürünün piyasaya sürülmesi değil, Türk sanayisindeki büyüme kaynağının yeniden tanımlanmasıdır: iç talebe ve büyük platformlara dayanmak yerine küçük ve orta ölçekli işletmelerin ürettiği uzmanlaşmış bileşen ve çözümlerin ihraç edilmesi. Buna, insansız hava aracı kameralarının sivil güvenlik ürünlerinde kullanılması gibi çift kullanımlı çözümler de dahil.

Tütüncü’nün açıklamaları savunma, sivil havacılık ve uzay arasındaki bağın genişlediğine işaret ediyor. SAHA İstanbul’un ekonomik açıdan gerçekçi sınırlar içinde küçük şirketleri uzay sektörüne dahil etmek için çalıştığını, Antalya’nın da 5-9 Ekim tarihleri arasında 77. Uluslararası Uzay Kongresine ev sahipliği yapacağını belirtti. Ayrıca savunma için geliştirilen itki, navigasyon, radar ve görüntüleme teknolojilerinin Türkiye’nin uzay sektörüne girişini destekleyebileceğini söyledi.

Bu vizyon, şirketlerin teknik kabiliyetlerini uluslararası satışlara dönüştürme kapasitesi, yapay zekânın hızlanan gelişimi karşısında ilerlemeyi koruma ve ithal kritik teknolojilere bağımlılığı azaltma gibi açık zorluklarla bağlantılı kalıyor. Kanada ile stratejik savunma iş birliği müzakerelerine yapılan atıf ise uluslararası ilişkiler ve tedarik zincirlerinin sektörün büyüme stratejisinin doğrudan bir parçası haline geldiğini gösteriyor; ancak içerikte nihai bir anlaşmanın imzalandığı kanıtlanmıyor.

Haber kaynağı
Anadolu Agency Technology
Özgün kaynağı aç ↗
c
Yazar

certi.news

Aynı kategoride

Bunlar da ilginizi çekebilir

Tüm haberleri gör