Amerika Birleşik Devletleri, hükümet araştırmaları ve enerji ve sondaj şirketleriyle ortaklıklar aracılığıyla jeotermal enerjinin kapsamını genişletmeye çalışıyor. Bu adım, şu anda ülkedeki elektrik üretim kapasitesinin yalnızca yaklaşık %1'ini oluşturan bu sektörün sınırlarını değiştirebilir. Orijinal yazıya göre bu politika genel açıklamalarla sınırlı değil; güvenilir elektriği gigavat ölçeğinde üretmeyi hedefleyen finansmanı, araştırma kurumlarını ve ticari projeleri kapsıyor.
Bu girişimler, biyokütle ve hidroelektrik enerjiyi de kapsayan Donald Trump yönetiminin “Amerikan enerji hâkimiyeti” adı verilen politikasının bir parçası olarak ortaya çıkıyor. Ancak jeotermal enerjiye verilen destek dikkat çekici görünüyor; çünkü geleneksel projeler için gerekli olan ısı, kayaçlar ve uygun yeraltı sularının bulunması gibi doğal koşullar, ABD'deki olanakların çoğunu Rocky Dağları'nın batısındaki dağınık bölgelere hapsediyordu. Bu durum, temel elektrik üretiminde jeotermal enerjinin fosil yakıtlarla rekabet etme kapasitesini sınırlıyordu.
Sınırlı bir kaynaktan ölçeklenebilir bir mühendislik alanına
Yazı, doğal kaynakların coğrafi kısıtlarının aşılması amacıyla yeni jeotermal enerji sistemlerine yönelik hükümet yatırımlarının 2000'li yılların başından beri başladığını belirtiyor. Bu çabaların en önemlilerinden biri, Utah eyaletindeki FORGE, yani Frontier Observatory for Research in Geothermal Energy tesisidir. Bu tesis, ABD Enerji Bakanlığı tarafından University of Utah ile ortaklaşa desteklenen uzun vadeli bir araştırma ve geliştirme projesidir.
Yeni yaklaşım, yalnızca uygun doğal rezervuarlara dayanmaktan ziyade jeotermal ısıya ulaşmak için gerekli yolları oluşturmayı veya iyileştirmeyi amaçlayan geliştirilmiş jeotermal sistemler olarak bilinen yönteme dayanıyor. Bu dönüşüm, petrol ve gaz sahası hizmetleri şirketlerinin sektöre ilgisini açıklıyor; zira bu şirketler sondaj ve ekipman konusundaki deneyimlerini yeniden kullanabilir.
Rapora göre, Chris Wright, Enerji Bakanı görevine aday gösterilmeden önce CEO'su olduğu Liberty Energy, 2022 yılında girişim şirketi Fervo Energy'ye 10 milyon dolar yatırım yaptı. Bir başka enerji hizmetleri şirketi olan Devon Energy de 2025 yılında Fervo lehine düzenlenen 462 milyon dolar değerindeki Series E finansman turuna katıldı.
Araştırmaları koordine edecek ulusal merkez
3 Eylül'de ABD Enerji Bakanlığı, Colorado eyaletindeki National Laboratory of the Rockies bünyesinde Geothermal Center of Excellence'ı kurdu. Bu merkez, National Renewable Energy Laboratory'nin yeni adıdır. Merkez, National Energy Technology Laboratory (NETL) ile ortaklaşa çalışacak.
Bakanlığa göre merkez, gigavat ölçeğinde jeotermal enerjinin keşfini ve geliştirilmesini hızlandırmak, ayrıca kaynakları keşfetmek ve ticari gelişimi desteklemek amacıyla bakanlığın ulusal laboratuvarlarındaki uzmanlıkları ve özel yetenekleri bir araya getirecek. Merkez aynı zamanda sektörün ulusal laboratuvarlarla temel bağlantı noktası olarak faaliyet gösterecek. Piyasayla ilgili araştırma ihtiyaçlarını belirlemek ve kamu-özel sektör ortaklıklarını güçlendirmek amacıyla, sektörden tarafların özel davetlerle katılacağı bir danışma kurulunun oluşturulması planlanıyor.
Destek ağı Argonne, Brookhaven, Idaho, Lawrence Berkeley, Lawrence Livermore, Los Alamos, Oak Ridge, Pacific Northwest ve Sandia laboratuvarlarının yanı sıra NETL'yi kapsıyor. NETL'nin hidrokarbon alanıyla bağlantısı projeye önemli bir boyut kazandırıyor; zira laboratuvar, geleneksel olarak fosil yakıt endüstrileriyle bağlantılı eyaletlerde, bunlar arasında Texas ve West Virginia da olmak üzere, faaliyet gösteriyor. Laboratuvar ayrıca bakanlığa bağlı Hydrocarbon and Geothermal Energy Office'i destekliyor.
Ticari projeler beklentileri yükseltiyor
Hükümetin girişimleri çeşitli ticari duyurularla eş zamanlı gerçekleşti. 1 Eylül'de Fervo, Utah'taki Cape Station projesi kapsamında geliştirilmiş jeotermal sistemlerin geliştirilmesini desteklemek üzere Google ile 396 megavatlık bir elektrik satın alma anlaşması yaptığını açıkladı. Plan beklendiği gibi ilerlerse tesisin 2028'de faaliyete geçmesi öngörülüyor.
Aynı gün Hexagon Energy, Washington ve Oregon'da Weyerhaeuser'e ait arazilerde jeotermal projeler geliştirmek üzere ahşap ürünleri şirketi Weyerhaeuser ile stratejik bir anlaşma yaptığını duyurdu. Mazama Energy de Oregon eyaletindeki Project Athena pilot sahasında, aşırı sıcak kayaçları hedefleyen mühendislik jeotermal enerjisi projeleri için yüksek hızlı ve verimli bir sondaj sisteminin geliştirilmesinde yeni bir aşamaya ulaştığını açıkladı.
Mazama, yıl sonundan önce Oregon'daki Project Ceres'te sondaja başlamayı planlıyor. Şirket bu projeyi, ABD'de ve muhtemelen dünyada aşırı sıcak kayaçlara dayanan ilk geniş ölçekli ticari jeotermal sistem olarak tanımlıyor. Rapora göre Enerji Bakanlığı, sektörde faaliyet gösteren çeşitli taraflar arasında Mazama'yı destekliyor; ABD Hava Kuvvetleri de yeni jeotermal enerji sistemlerinden oluşan bir grubu izlemeyi sürdürüyor.
Pratikte ne değişiyor?
En önemli dönüşüm mevcut üretim hacminde değil, jeotermal enerjiyi nadir doğal konumlara dayanan bir kaynaktan sondaj ve mühendislik yoluyla ölçeklendirilebilecek bir teknolojiye dönüştürme çabasında yatıyor. Bu projeler başarılı olursa sektör, geleneksel olarak kömür ve doğal gazın hedeflediği alan olan temel elektrik üretiminde ek bir rakip hâline gelebilir.
Ancak bu olasılık rekabetin henüz gerçekleştiği anlamına gelmiyor. Söz konusu projeler hâlâ geliştirme veya deneme aşamasında ve bazı tarihler geleceğe ait. Ayrıca rapor, elektriğin maliyeti, işletme başarısı oranları veya yeni sondaj teknolojilerinin çevre üzerindeki etkisi hakkında veri sunmuyor. Jeotermal enerjiye verilen destek ile Enerji Bakanlığının kömürü Amerikan enerji karışımında bir “dayanak” olarak yeniden tesis etme yönündeki açıklanmış hedefi arasındaki ilişki siyasi bir çelişki olarak kalıyor. Zira yazıya göre aynı politika, ABD Enerji Bilgi İdaresi'nin elektrik santrali işletmecilerinden kömüre yönelik talebin düşmeye devam edeceğini öngördüğü bir dönemde, kömürle rekabet eden bir alternatifin gelişimini hızlandırabilir.