ABD'de yapay zekâ veri merkezlerine yönelik muhalefet artık yalnızca elektrik tüketimi veya hizmet faturalarındaki artışla ilgili genel kaygılarla sınırlı değil. Philadelphia'da yeni tartışma, onlarca yıl boyunca ağır sanayi tesislerinin yanında yaşamış toplulukların hafızasıyla iç içe geçiyor. Bu durum, önceki sanayiyi süregelen sağlık ve çevre zararlarıyla ilişkilendiren sakinler açısından istihdam ve ekonomik büyüme vaatlerini daha az ikna edici hâle getiriyor.
Bu tartışmanın odak noktalarından biri, Philadelphia'nın güneybatısındaki Grays Ferry semti. Aktivist Shawmar Pitts, burada ABD'nin Doğu Yakası'ndaki en büyük petrol rafinerisinin yanında büyüdü. Rafineri, 2019'da meydana gelen bir patlamanın ardından kapatıldı; ancak sosyal ve sağlıkla ilgili etkileri hâlâ bölge sakinlerinin tanıklıklarında varlığını sürdürüyor. Philly Thrive kuruluşunun eş direktörü olan Pitts, kentte veri merkezlerinin inşasına geçici bir moratoryum uygulanmasını talep eden bir kampanya yürütüyor.
Şu ana kadar Philadelphia'da bir veri merkezi inşa edilmesine yönelik resmî bir öneri sunulmadı; ancak kent yetkilileri, biri Philadelphia'nın kuzeydoğusunda, diğeri Grays Ferry semtinde olmak üzere iki olası alan belirledi. No Data Centers in Philly hareketi, sakinlerin zaten ağır bir sanayi mirası taşıyan bir bölgeye yeni bir gürültü ve kirlilik kaynağı eklenmesini istemediğini söylüyor.
Bu haber neden önemli?
Philadelphia örneği, tek bir tesisin yerinin seçilmesini aşan bir sorunu ortaya koyuyor. Yapay zekâ şirketlerinin ihtiyaç duyduğu veri merkezleri büyük miktarlarda elektriğe dayanıyor ve yedek dizel jeneratörler ile ek su kaynakları gerektirebiliyor. Şirketler ise talepteki hızlı artışı karşılayabilecek alanlar arıyor.
BloombergNEF'e göre ABD'deki veri merkezleri 2035 yılına kadar Almanya ve Japonya'nın birlikte tükettiğinden daha fazla doğal gaz tüketebilir. Bu tahmin, dokuz ay önce yayımlanan önceki tahminin neredeyse iki katına denk geliyor. Kaynak, bir fit küp doğal gazın yakılmasının 60 gram karbondioksit eşdeğeri saldığını belirtiyor. Ayrıca veri merkezlerinden kaynaklanan ek talebin günde bir milyon metrik ton ilave sera gazı emisyonuna yol açabileceğini, bunun da mevcut ABD emisyonlarının yaklaşık %12'sine karşılık geldiğini tahmin ediyor. Bu rakamlar, haberde adı geçen kaynaklara atfediliyor ve her bir veri merkezinin aynı etkiyi yaratacağı anlamına gelmiyor.
Merkezlerin yedek altyapısı tartışmaya başka bir katman ekliyor. Clean Air Council avukatı Annie Fox, Pennsylvania'da planlanan tipik bir veri merkezinin, çalıştırılmaları acil durumlarla sınırlı olsa bile yüzlerce dizel motor barındırabileceğini söyledi. Aktardığına göre bu motorlar, bazı sıcak hava dalgaları sırasında aşırı yük altındaki şebekeden elektrik çekmek yerine kullanılabilir. Bu da hizmet güvenilirliği ile hava kalitesinin nasıl dengeleneceği sorusunu gündeme getiriyor.
Pratikte ne değişiyor?
Bazı yetkililer projeleri hızla onaylamak yerine geçici olarak durdurma yoluna gidiyor. New York Valisi Kathy Hochul, eyaletin büyük projelere izin vermesini geçici olarak engelleyen bir yürütme emri imzaladı ve veri merkezlerinin gerçekten istendikleri yerlerde inşa edilmesi gerektiğini söyledi. Denver, Indianapolis, Asheville, Charlotte ve Reno'da da yetkililere bu tesislerin etkileri hakkında bilgi toplamak için zaman tanımayı amaçlayan geçici durdurma kararları alındı.
Yerel topluluklar açısından değerlendirme, açıklanan iş sayısıyla sınırlı değil. Philadelphia sakini Donna Greenberg, kirlilik, su ve elektriğin yanı sıra bilgiye erişim ve izleme konularında kaygılarını dile getirdi. Philly Thrive yönetim kurulu başkanı Sonya Sanders ise istihdam vaatlerini reddetti ve tutumunu, 2020'de nadir görülen bir kemik kanserinden hayatını kaybeden eşiyle ilgili deneyimine bağladı. Sanders, rafinerinin emisyonlarının eşinin hastalığına katkıda bulunduğuna inanıyor. Bu inanç kişisel bir tanıklığı ifade ediyor; kaynak tarafından sunulmuş tıbbi bir kanıt değil.
certi.news'in değerlendirmesi
Buradaki gerçek değişim yeni bir projenin başlatılması değil; yapay zekâ veri merkezlerinin kamuoyundan uzak bir altyapı olmaktan çıkıp yerel düzeyde planlama, halk sağlığı ve enerji meselesine dönüşmesi. Philadelphia, özellikle önceki sanayilerin maliyetini üstlenmiş bölgelerde, bir projenin kabulünün yalnızca ekonomik vaatlerle belirlenmeyeceğini gösteriyor.
Temel sorular açık kalmayı sürdürüyor: Önerilen tesisin su ve elektrik tüketimi ne kadar olacak? Kaç kalıcı iş sağlayacak? Emisyonların ve gürültünün izlenmesi ile acil durum jeneratörlerinin çalıştırılmasına ilişkin hangi önlemler uygulanacak? Ayrıca habere göre Philadelphia'da henüz değerlendirilebilecek resmî bir inşaat planı bulunmuyor. Bu nedenle mevcut tartışma, belirli bir tesis hakkında nihai bir hükümden ziyade projeden önce kurallar ve bilgiler üzerine yürütülen bir mücadele niteliğinde.