Yazılım geliştiricisi ve içerik üreticisi Tom Shaw, Meta şirketine ait ziyaret ettiği tesislere odaklanarak veri merkezleri hakkındaki üç yaygın görüşü ele alıyor. Yazar, örneklerin tüm veri merkezi işletmecilerini temsil etmediğini, ancak şirketin tesislerindeki bazı soğutma, enerji ve işletim teknolojilerinin nasıl çalıştığını gösterdiğini vurguluyor.
Su tüketimi soğutma tasarımına bağlıdır
Shaw, Meta'nın iki tür veri merkezini anlatıyor. Birincisi hava soğutmasına dayanıyor ve binaya giren havayı soğutmak için yılın birkaç ayında su kullanıyor. Yapay zekâ iş yükleri için tasarlanan ikinci tür ise sunucuların çevresinde su ve glikol karışımının dolaştığı, ardından yeniden soğutularak ekipmana gönderildiği kapalı devre bir sıvı soğutma sistemi kullanıyor.
Yazara göre, biri suyunu belediye şebekesinden, diğeri ise izinleri bulunan tesis içindeki bir kuyudan sağlayan iki tesisi ziyaret etti. Çekim işlemlerinin ruhsatlı, ölçümlü ve yerel su planlarında kayıtlı olduğunu söylüyor. Ayrıca kuyu örneğinde kullanılan yeraltı suyunun içme suyu olmadığını ve kapalı sistem tasarımının, sürekli tüketimi sınırladığı için su stresi yaşayan bölgelerde varsayılan olarak kullanıldığını belirtiyor.
Meta, veri merkezlerinin bir bölümünün yıllık su tüketiminin Amerika Birleşik Devletleri'ndeki ortalama bir golf sahasının tükettiği miktardan daha az olduğunu söylüyor. Metin, bu tahmini doğrulamak için ayrıntılı bir karşılaştırmalı veri veya bağımsız bir metodoloji sunmuyor.
Enerji otomatik olarak daha yüksek faturalar anlamına gelmez
Shaw, veri merkezlerinin büyük miktarda enerji tükettiğini kabul ediyor, ancak bu tüketim ile müşterilerin faturalarının yükselmesi arasında otomatik bir bağlantı kurulmasını reddediyor. Meta'nın enerji maliyetini ödediğini ve bu enerjiyi sağlamak için gereken yeni veya geliştirilmiş altyapıyı da finanse ettiğini söylüyor.
Metne göre şirket, tesisler faaliyete geçmeden yıllar önce talebi tahmin etmek, altyapıyı tasarlamak ve kurmak için hizmet sağlayıcılarıyla iş birliği yapıyor. Louisiana'dan verilen örnek, Meta'ya göre, veri merkezinin ihtiyaç duyduğu yeni üretim ve iletim kapasitesinin maliyetlerini ödemesini öngören Entergy ile yapılmış bir anlaşmaya işaret ediyor; anlaşmada mevcut müşterilerin bu maliyetleri üstlenmesini önlemeye yönelik koruma mekanizmaları da yer alıyor.
Veri merkezleri uzmanlaşmış iş gücüne ihtiyaç duyar
Yazar, üçüncü görüşü çürütürken iki temel aşamaya dayanıyor. İnşaat aşamasında projeler, ekipman tedarikçilerinden yapılan satın alımların desteklediği işlere ek olarak zanaat mesleklerinde binlerce kişiyi istihdam ediyor; çalışmalar genellikle yıllarca sürüyor ve yeni tesisler eklendiğinde veya tesisler güncellendiğinde genişleyebiliyor.
Faaliyete geçtikten sonra merkezler, ekipmanların bakımını yapmak ve operasyonları yönetmek için mühendislere, teknisyenlere, bilgi teknolojileri uzmanlarına, güvenlik personeline ve diğer çalışanlara ihtiyaç duyuyor. Meta, bazı merkezlerinin bulundukları topluluklardaki en büyük yerel işverenler arasında olduğunu söylüyor.
Bu yaklaşım neden önemli?
Metin, bir veri merkezinin etkisinin sunucularla sınırlı olmadığını; soğutma sistemlerini, elektrik şebekelerini ve yerel iş gücü piyasasını da kapsadığını ortaya koyuyor. Ancak yaklaşım, şirketin kendisi tarafından sunulan bir savunma niteliğinde kalıyor; Meta tesislerinin tüketimini diğer işletmecilerle bağımsız biçimde karşılaştırmıyor ve her projenin bulunduğu yerde su veya elektrik şebekesi üzerindeki etkisinin ayrıntılarını ele almıyor. Bu nedenle örnekler mekanizmaları anlamaya yardımcı oluyor, ancak sonuçları veri merkezi sektörünün tamamına genellemek için tek başına yeterli değil.
Metin ayrıca Meta'nın yılın başlarında, insanları zanaat mesleklerindeki işlere hazırlamak amacıyla America's Workforce Academy adlı ücretsiz bir program başlattığını ve programın tamamlanmasının ardından Meta'nın bir iş ortağının tesisinde garantili bir iş sunduğunu belirtiyor.