AWS, Amazon EC2’nin beta sürümünün kullanıma sunulmasının 20. yılını kutladı. Hizmet, 2006 yılında Jeff Barr’ın yazdığı bir blog yazısıyla ortaya çıktı ve ölçeklenebilir, saatlik ücretlendirilen sanal Linux sunucuları sundu. Başlangıçta m1.small adlı tek bir bulut sunucusu türü ve US East adlı tek bir bölge bulunuyordu. AWS’ye göre bu basit model, bilgi işlem altyapısının oluşturulma ve yönetilme biçiminde bir dönüşüm yarattı.
Bu lansmandan bu yana EC2’nin sunduğu temel değer değişmedi: dakikalar içinde ölçeklenebilir bilgi işlem kapasitesi sağlamak, yalnızca tüketim kadar ödeme yapmak ve uzun vadeli taahhütler olmadan kaynakları artırıp azaltabilmek. Ancak hizmetin kapsamı köklü biçimde değişti; tek bir bulut sunucusu türünden 1.200’den fazla türe genişledi. Bu türler genel amaçlı bilgi işlemi, işlemci, bellek veya depolama için optimize edilmiş iş yüklerini, hızlandırılmış bilgi işlemi ve yüksek performanslı bilgi işlemi kapsıyor. Hizmet ayrıca tek bir AWS bölgesinden dünya genelinde 39 bölgeye yayıldı.
Ekosistemin üzerine inşa edildiği temel
AWS, EC2’nin gelişimini aşamalı olarak eklenen çeşitli temel hizmetlerle ilişkilendiriyor. Amazon Elastic Block Store, 2008 yılında kalıcı blok depolama sağladı. Elastic Load Balancing, Auto Scaling ve Amazon CloudWatch ise 2009 yılında ölçeklenebilirliği ve yüksek kullanılabilirliği destekledi. Aynı yıl Amazon Virtual Private Cloud, mantıksal olarak yalıtılmış ağlar sundu. Ardından AWS Nitro System, 2017 yılında inovasyonu hızlandırmanın ve güvenliği iyileştirmenin temelini oluşturdu. Bunu, maliyete duyarlı geniş ölçekli iş yükleri için 2018 yılında tasarlanan AWS Graviton işlemcileri izledi.
EC2 artık geleneksel AWS bölgeleriyle sınırlı değil. 2018 yılında ortaya çıkan AWS Outposts sayesinde EC2 bulut sunucuları yerel olarak çalıştırılabilirken AWS Local Zones, 2019’dan bu yana kullanıcılara daha yakın konumlar sağlıyor. AWS Wavelength ise bulut sunucularının 5G teknolojisiyle çalışan küresel telekomünikasyon operatörlerinin ağları içinde çalıştırılmasına olanak tanıyor.
Genel amaçlı bilgi işlemden yapay zekâ yaşam döngüsüne
AWS, EC2’nin yapay zekâ çiplerindeki genişlemesine dikkat çekiyor. AWS Inferentia çipleriyle donatılmış Inf1 bulut sunucuları, makine öğrenimi çıkarımını geniş ölçekte gerçekleştirmek için sunuldu. Daha sonra Inf2 bulut sunucuları, büyük üretken yapay zekâ çıkarım iş yükleri için Nisan 2023’te genel kullanıma açıldı. Buna paralel olarak Trainium bulut sunucuları eğitim ve çıkarımı hedefliyor; Trn1 Kasım 2021’de tanıtılırken Trainium2 ile donatılmış Trn2 Aralık 2024’te kullanıma sunuldu.
Trn2 UltraServers, trilyonlarca parametre içeren temel modellerin eğitimi için NeuronLink üzerinden 64’e kadar hızlandırıcıyı birbirine bağlayabiliyor. AWS ayrıca AWS re:Invent 2025’te ortaya çıkan Trn3 UltraServers’ın gelişmiş modeller ve aracı uygulamaları için eğitim ve sunum iş yüklerinin yanı sıra çıkarım ve video iş yükleri için 144’e kadar Trainium3 çipini birbirine bağlayabildiğini söylüyor.
Pratikte ne değişti?
Genişleme yalnızca çiplerle sınırlı kalmadı. EC2 Mac, 2020 yılında Intel Core i7 işlemcili Mac mini cihazlarıyla başladı. Ardından M1 Mac bulut sunucuları Temmuz 2022’de EC2’de Arm tabanlı ilk macOS bulut sunucuları olarak kullanıma sunuldu. Bunları 2023’te M2 Pro, 2025’te M4 ve M4 Pro, 2026’da ise M3 Ultra ve M4 Max bulut sunucuları izledi. Böylece macOS, iOS, iPadOS, tvOS, watchOS ve visionOS uygulamalarını geliştirmek ve test etmek için bulut ortamları sağlandı.
EC2 Capacity Blocks for ML de GPU kapasitesi için geçici rezervasyon modelini sundu. Müşteriler, P5 ile başlayan GPU bulut sunucularını gelecekteki bir tarih için ve yalnızca ihtiyaç duyulan süre boyunca rezerve edebiliyor. Kasım 2024’te dakikalar içinde hazırlama ve rezervasyonu altı aya kadar uzatma desteği eklendi. Daha sonra destek, P5’in yanı sıra P6-B300, P6-B200, P5e, P5en, P4d, P4de, Trn1, Trn2 ve Trn3’ü kapsayacak şekilde genişletildi.
Yıl dönümünün anlamı ve sınırları
Bu süreç, EC2’nin Amazon ECS, Amazon EKS, AWS Lambda, AWS Fargate, AWS Batch, Amazon EMR, Amazon SageMaker AI ve Amazon Bedrock gibi hizmetlerin dayandığı bir çalıştırma katmanına dönüştüğünü gösteriyor. AWS ayrıca AWS re:Invent 2025’te tanıtılan Graviton5’in 192 çekirdeğe, beş kat daha büyük önbelleğe ve çekirdekler arası iletişimde yüzde 33’e varan daha düşük gecikmeye sahip olduğunu belirtiyor. Haziran 2026’da ise önce M9g ve M9gd, ardından C9g ve C9gd bulut sunucuları kullanıma sunuldu.
AWS’nin sözünü ettiği en yeni gelişme ise 2026’daki AWS Nitro Isolation Engine. Nitro Hypervisor’ın içinde yer alan bu bileşen, müşteri iş yüklerinin birbirinden ve AWS operatörlerinden yalıtılması için matematiksel güvence sağlamak amacıyla resmî doğrulamayı kullanıyor. Bununla birlikte bu nokta da şirketin belirttiği performans ve token ekonomisi rakamları gibi, bağımsız bir değerlendirme değil, doğrudan kaynağın açıklamasıdır. Ancak genel yön açık: Esnek sanal sunucu hizmeti olarak başlayan yapı, web sunucularından trilyonlarca parametre içeren yapay zekâ modellerinin eğitimine kadar çeşitli iş yüklerini çalıştırmanın temeli hâline geldi.