Bir federal yargıç, Anthropic’in ABD Savunma Bakanlığına karşı açtığı davada şirketin lehine karar verdi ve şirketin «tedarik zinciri riski» olarak sınıflandırılmasının yasa dışı bir misilleme tedbiri ve ABD Anayasası’nın Birinci Değişikliği’nin sağladığı korumanın ihlali olduğu sonucuna vardı. Sınıflandırma, Anthropic’in ABD ordusuna teknolojisinin ABD içindeki kişilerin kitlesel gözetiminde kullanılmasını istemediğini bildirmesinin ardından geldi.
Electronic Frontier Foundation (EFF) tarafından yayımlanan makaleye göre sınıflandırmanın amacı, şirketi Claude ürününün kabul edilemez olduğunu değerlendirdiği kullanım alanlarına ilişkin tutumu nedeniyle cezalandırmaktı. Kaynağa göre bu sınıflandırma, hükümetin ve hükümetle iş yapan şirketlerin Anthropic ürünlerini devlet projelerinde kullanamaması anlamına geliyor; bu da şirketi teknolojisinin kullanımına sınırlamalar getirdiği için devlet pazarından dışlamaya yönelik fiilî bir girişim niteliği taşıdı.
Anlaşmazlık nasıl başladı?
Hükümet, Şubat 2026’da Anthropic’in Claude’un Amerikalıların kitlesel gözetiminde veya otonom silah sistemlerini çalıştırmak için kullanılmasını reddeden tutumundan geri adım atmaması hâlinde cezai tedbirlerle tehdit etmeye başladı. Sonunda Savunma Bakanlığı, kaynağa göre askeri yüklenicilerin ürünlerinin kullanımına getirilen kısıtlamaları belirlemesini reddetmesinin ardından şirketi «tedarik zinciri riski» olarak sınıflandırdı.
EFF, Savunma Bakanlığının Anthropic’in Birinci Değişiklik kapsamında güvence altına alınan haklarını ihlal ettiği gerekçesiyle mahkemeye destek veren hukuki görüşler sunan kuruluşlar koalisyonuna katıldı. Vakıf kararı memnuniyetle karşılıyor; ancak mahkemenin daha geniş bir soruyu, yani şirketin teknolojisinin nasıl kullanılacağına ilişkin tercihlerinin kendi başına «korunan ifade» sayılıp sayılmayacağını karara bağlamadığını belirtiyor.
Bu karar neden önemli?
Karar, anayasal haklara dokunabilecek teknoloji kullanım alanlarına ilişkin kamuya açık bir tutum nedeniyle bir şirketi cezalandırmak için ulusal güvenlikle bağlantılı bir sınıflandırmanın kullanılmasına sınır getiriyor. Hükümetle çalışan yapay zekâ şirketleri bakımından dava, ürünlerin kullanımına sınırlamalar getirmenin hükümete şirketi cezalandırması veya onu devlet projelerinden mahrum bırakması için otomatik olarak bir dayanak sağlamadığını ortaya koyuyor.
Ancak kararın önemi, yapay zekânın gözetimde veya otonom silahlarda kullanımına ilişkin kurallar konusundaki anlaşmazlığın çözüldüğü anlamına gelmiyor. Ayrıca kaynak, mahkemenin veya yargıcın adı ya da kararın doğurduğu pratik tedbirlerin kapsamı hakkında ayrıntı sunmuyor; bu nedenle kararın tüm hukuki etkilerinin izlenmesi gerekiyor.
EFF’ye göre daha geniş sorun
EFF, kararın bu davadaki hükümet misillemesini ele aldığını, ancak mahremiyeti koruyacak açık yasal güvencelerin bulunmaması sorununu çözmediğini düşünüyor. Vakıf, kitlesel gözetimin uygulanmasına yardımcı olma kararlarını Kongre tarafından kabul edilen kurallar yerine özel şirketlerin iradesine bırakmanın vatandaşlara istikrarlı bir koruma sağlamadığını söylüyor.
EFF, kararın Anthropic’in veya diğer şirketlerin ürünlerinin gözetimde ya da ABD içindeki kişileri etkileyen verilerin analizinde kullanılmasına hiçbir zaman izin vermeyeceği anlamına gelmediğini ekliyor. Vakfın vurguladığı nokta, hükümetin bir şirketi yalnızca anayasaya aykırı olduğunu düşündüğü kullanım alanlarına ilişkin tercihlere veya sınırlara sahip olduğu için cezalandırmaması gerektiği; ayrıca şirketin ulusal güvenlik açısından tehlike oluşturduğuna ilişkin desteklenmeyen iddiaların misilleme için gerekçeye dönüştürülmemesi gerektiğidir.