Gizlilik ve Teknoloji Politikaları

Analiz: ABD federal veri merkezileştirmesi mahremiyet için nasıl tehdide dönüştü

EFF, ABD hükümetinin veri toplamasının üç dalgasını inceliyor: DOGE’nin hassas veri tabanlarına erişimiyle başlayan süreç, göçmenlik verilerinin paylaşılmasıyla devam etti ve verilerin seçmen kayıtlarını temizlemek için kullanılmasına yönelik girişimlerle sona erdi. Kurum, kuruluşların ve eyaletlerin buna karşı mahkemelere başvurmasına rağmen bu uygulamaların hukuki ve pratik riskler doğurduğunu belirtiyor.

2026-10-09
5 dk okuma
0 görüntülenme
certi.news Editorial Team
Analiz: ABD federal veri merkezileştirmesi mahremiyet için nasıl tehdide dönüştü

Electronic Frontier Foundation (EFF), ABD federal hükümetinin son iki yıl içinde kişisel verileri üç ardışık dalga kapsamında yasa dışı biçimde topladığını düşünüyor. Bu dalgalar arasında DOGE girişimi, göçmenlik yasalarının uygulanması amacıyla kurumlar arası veri paylaşımı ve seçmenlerin uygunluğunu denetlemek için geniş veri tabanlarının kullanılması yer alıyor. Kurum, vergi, devlet yardımları ve seçmen kayıtlarına ilişkin verilerin birbirine bağlı sistemlerde toplanmasının hata ve kötüye kullanım olasılığını artırdığını ve bireylerin kurumlara duyduğu güveni zayıflattığını söylüyor.

EFF, ihtilafın tüm taraflarına ilişkin tarafsız bir rapor değil, mahremiyet odaklı analitik ve savunucu bir tutum sunuyor. Kurumun argümanı davalara, hükümet işlemlerine ve kurum tarafından aktarılan rakamlara dayanıyor; bazı olgular ve nihai etkiler ise yargısal incelemeye tabi olmaya devam ediyor.

Veri toplamanın üç yolu

EFF’nin anlatımına göre ilk yol, Başkan Donald Trump’ın, başlangıçta hükümet teknolojisini modernleştirmek üzere oluşturulmuş bir kurumun adını değiştirmesi yoluyla DOGE’yi kurduğu 20 Ocak 2025’te başladı. Kurum, DOGE’nin kısa süre içinde Personel Yönetimi Ofisi (OPM), Sosyal Güvenlik İdaresi ve Hazine Bakanlığı bünyesindeki hassas veri tabanlarına geniş erişim elde ettiğini ve bunun milyonlarca kişiye ait kişisel kayıtları kapsadığını söylüyor.

EFF, girişimin teknolojik modernizasyon hedefinden uzaklaştığını ve hükümet ya da siber güvenlik deneyimlerinin sınırlı olduğunu belirttiği, bazıları da çıkar çatışmasıyla karşı karşıya bulunan kişilere yetkiler verdiğini öne sürüyor. Kurum ayrıca, Sosyal Güvenlik İdaresiyle bağlantılı bir olaya işaret ediyor. Bu olayda, iddia edilen seçim sahtekârlığına ilişkin kanıt aramak ve “belirli eyaletlerde seçim sonuçlarını tersine çevirmek” amacıyla idarenin verilerinin kullanılmasını hedefleyen bir dış anlaşma imzalanmıştı. Kurum, veri paylaşımı ve birleştirme işlemlerinin 1974 tarihli Federal Mahremiyet Yasası’nın kısıtlamalarını ihlal ettiğini söylüyor.

EFF’ye göre ikinci yol, İç Güvenlik Bakanlığı ile diğer kurumların İç Gelir İdaresi’ne ait vergi verilerini, Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanlığı’na ait Medicaid verilerini, kamu konutlarına ilişkin verileri ve SNAP programlarının veri tabanlarını paylaşma ya da bunlara el koyma girişimlerinden oluşuyordu. Kurum ayrıca ICE’ın ticari konum verilerini izin belgesi olmadan satın aldığını, büyük veri sağlayıcıları ve reklam teknolojileriyle ilgilendiğini ve kurumun topladığı veri kümelerini düzenlemek için Palantir gibi şirketleri kullandığını belirtiyor.

Göçmenlik veri tabanlarından seçmen kayıtlarına

Üçüncü yol seçimlere odaklanıyor. Hükümet, Systematic Alien Verification for Entitlements anlamına gelen SAVE sisteminin kullanımını, göçmenlerin ve vatandaşlığa kabul edilmiş kişilerin bazı yardımlara uygunluğunu doğrulamaktan seçmenlerin uygunluğunu incelemeye genişletti. EFF, 60 milyondan fazla seçmenin sistemden geçirildiğini ve 21 bin kişinin oy kullanmaya uygun olmayan muhtemel vatandaş olmayanlar olarak işaretlendiğini söylüyor. Hatalı veriler, Anthony Nell gibi yasal seçmenlerin hedef alınmasına yol açtı.

Kurum, federal hükümetin 2025’ten bu yana en az 48 eyaletten seçmen verilerini talep ettiğini ve en az 16 eyaletin buna uyduğunu belirtiyor. Teslim etmeyi reddeden 30 eyalete karşı ise hükümet davalar açtı; bu davaların 25’i, yazının kaleme alındığı tarihe kadar reddedilmişti. Yönetim ayrıca Mart 2026’da İç Güvenlik Bakanlığı’ndan, 18 yaşında veya daha büyük olan ve eyalette ikamet eden ABD vatandaşlarının adlarından oluşan federal bir liste oluşturmasını isteyen bir başkanlık emri yayımladı.

Hukuki mücadele ve pratikte ne değişiyor?

EFF, League of Women Voters v. DHS, Common Cause v. DOJ, California v. Trump ve EPIC v. USCIS gibi davaların yanı sıra İç Gelir İdaresi ve Medicaid verileriyle ilgili davalara işaret ediyor. Federal bir mahkeme SAVE’in genişletilmesini yasa dışı buldu ve bir temyiz mahkemesi kararı durdurmayı reddetti; ancak ABD Yüksek Mahkemesi altıya karşı üç oyla geçici durdurma kararı verdi. Başka bir davada, Yüksek Mahkeme tarafından verilen durdurma kararı seçmen uygunluğu listesi programının ilerlemesine izin verirken, posta yoluyla oy kullanmaya ilişkin başkanlık emrinin başka bir bölümüne dair hükmün durdurulması yediye karşı iki oyla reddedildi.

Doğrudan teknik anlamı, verilerin toplandığı amaç dışında yeniden kullanılmasının doğrulama sistemlerini geniş ölçekli sınıflandırma ve dışlama araçlarına dönüştürebilmesidir. Otomatik eşleştirme işlemleri eksik ya da hatalı verilerle birleştirildiğinde riskler artar; çünkü sonuç, zarar gören kişi kaydı düzeltme fırsatı bulamadan bir kamu hizmetine erişimi ya da oy kullanma hakkını etkileyebilir.

EFF’nin önerileri ve açıkta kalan sınırlamalar

EFF, Federal Mahremiyet Yasası’ndaki boşlukların daraltılmasını ve yasanın uygulanabilirliğinin genişletilmesini, kolluk kuvvetlerinin aracılardan veri satın alarak mahkeme kararı gerekliliklerini aşmasının engellenmesini ve kapsamlı bir tüketici mahremiyeti yasasının çıkarılmasını savunuyor. Kurum ayrıca Fourth Amendment Is Not For Sale Act’e ve “privacy first” çerçevesine atıfta bulunuyor.

Ancak yazı, her programın nihai zararlarını ya da tüm davaların sonucunu kesinleştirmiyor; ayrıca içerdiği bazı iddialar EFF’den veya davalardaki taraflardan geliyor. Bu nedenle federal yetkilerin sınırları, veri tabanları arasındaki eşleştirmenin doğruluğu ve bireylerin bilgilendirilmesiyle hatalarını düzeltebilmesine ilişkin mekanizmalar, pratik ve hukuki açıdan açık sorular olarak kalıyor.

Haber kaynağı
c
Yazar

certi.news Editorial Team

Aynı kategoride

Bunlar da ilginizi çekebilir

Tüm haberleri gör