Girişim şirketi Hark, Hark Pro hizmetini geniş çapta kullanıma sundu. Şirket, yalnızca soruları yanıtlamakla kalmayan, aynı zamanda kullanıcının yerine bilgisayarı kullanarak uçtan uca dijital görevleri yerine getiren bir yapay zekâ kişisel asistanı sunuyor. Hizmet ücretsiz olarak sunuluyor; yoğun kullanıcılar için özel bir abonelik seçeneği bulunuyor.
Hark, seri girişimci Brett Adcock tarafından bir yıldan kısa süre önce kuruldu. Şirket, amacının genel yapay zekâ geliştirmek veya model geliştirme konusunda büyük laboratuvarlarla rekabet etmek değil, yapay zekâ sistemleriyle etkileşim için yeni bir kullanıcı arayüzü tasarlamak olduğunu söylüyor. Şirket, Hark Pro’nun gelecekte yapay zekâ destekli bilgisayar cihazları için bir işletim sisteminin çekirdeği olabileceğini düşünüyor.
Bilgisayarın içinde hareket eden bir asistan
Hark Pro, merkezi bir sohbet kutusu, kullanıcının gerçekleştirmesi gerekebilecek eylemleri öneren bir akış ve özel bilgiler veya göstergeler sunan küçük paneller içeren tam ekranlı bir deneyim içinde çalışıyor. Arayüzün arka planı da kullanıcının bulunduğu konumdaki hava durumuna ve saate göre değişiyor.
Hizmete e-posta, takvim, sabit disk ve kredi kartları gibi unsurlara erişim izni verildikten sonra asistan, geleneksel yanıtlar sunmanın yanı sıra dijital görevleri de yerine getirebiliyor. Ürün tanıtımı sırasında asistan; harcamaları inceleme, e-postalara yanıt verme ve seyahat rezervasyonu yapma gibi eylemler önerdi. Hark ayrıca sistemin, çalışma arkadaşlarından birinin California Motorlu Taşıtlar Departmanı’ndaki araç kaydını yenilemesi gerektiğini tespit ettiği ve ardından işlemi kurumun web sitesi üzerinden gerçekleştirdiği bir örneğe de yer verdi.
Güven oluşturmak için ajanın adımlarını gösterme
Hark Pro’daki en dikkat çekici tasarım kararlarından biri, ajanın web üzerinde nasıl gezindiğini kullanıcıya gösteren küçük bir pencere sunulması. Hark, özellikle asistanın kişisel hesaplarla ve verilerle etkileşime girdiği, etkili olabilecek eylemleri gerçekleştirdiği göz önüne alındığında, bu seçeneğin güven oluşturmayı amaçladığını söylüyor.
Bu yaklaşım, kişisel asistanlardaki gizlilik sorunuyla doğrudan bağlantılı. Bu hizmetlerin yararlı olabilmesi için kullanıcının dijital yaşamına geniş kapsamlı erişim izni vermesi gerekiyor. Hark, odağının reklam amaçlı profiller oluşturmak değil, görevlerle bağlantılı amaçlar doğrultusunda kullanıcıyı anlamak ve yardım sunmak olduğunu söylüyor. Şirketin tasarımdan sorumlu yöneticisi Abidur Chowdhury de Hark’ın kullanıcı verileriyle çalışma konusunda Meta veya OpenAI gibi olmak istemediğini vurguluyor.
Hark Pro’yu pratikte farklı kılan ne?
Şirket, hizmetin görevi baştan sona yerine getirirken bilgisayarın yerini alacak şekilde tasarlandığını, kullanıcının kontrolü devralmasını gerektiren bir noktada durmadığını iddia ediyor. Chowdhury, Hark Pro’nun Muse gibi rakiplerinden daha hızlı olmayabileceğini kabul ediyor; ancak daha iyi bir sonuç sunabileceğini ve görevi tamamen yerine getirebileceğini düşünüyor.
Bununla birlikte, pratik karşılaştırma hâlâ açık. Kullanılan model özellikle bilgisayar kontrolü konusunda eğitilmiş durumda; bu da onu bu görevlerde daha hızlı ve daha düşük maliyetli kılabilir. Ancak kaynak, gelişmiş yapay zekâ modellerinde bulunan genel bilgi ve daha geniş yeteneklerin ne kadarından feragat edilebileceğini netleştirmiyor.
2027’de özel cihaz
Hark’ın planları yazılımla sınırlı değil; şirket 2027’de yapay zekâ için tasarlanmış bir cihaz piyasaya sürmeyi planlıyor. Şirket cihazın biçimini açıklamadı. Chowdhury ise, “müdahalecilik faktörü” olarak nitelendirdiği nedenle giyilebilir kameralara mesafeli yaklaştı. Bu nedenle fikir henüz pratik açıdan değerlendirilemiyor ve cihazın gerçekten yeni bir kategori sunup sunmayacağı ya da bilinen bir konsepti farklı bir biçimde yeniden sunup sunmayacağı sorusu hâlâ açık.
Bu lansman neden önemli?
Hark Pro, sohbet robotlarının ötesine geçerek kullanıcı adına dijital işleri yerine getiren ajanlara yönelen bir eğilimi temsil ediyor. Buradaki potansiyel değer yalnızca yanıt vermekte değil, görevi tamamlamak için gereken adımların sayısını azaltmakta yatıyor. Buna karşılık, yetki kapsamı genişledikçe şeffaflığın, insan kontrolünün ve hesaplarla verilerin güvenliğinin önemi artıyor. Ajanın hareketlerini göstermek güven oluşturmaya yardımcı olabilir, ancak bu tek başına hizmetin güvenli olduğunu veya sonuçlarının her durumda doğru olduğunu kanıtlamıyor.