Türkiye'de yapay zekâyla bağlantılı yükseköğretim programları, Yapay Zekâ Politikaları Derneği (AIPA) Başkanı Zafer Küçükşabanoğlu'nun yaptığı değerlendirmeye göre, 2026 Yükseköğretim Kurumları Sınavı kontenjan yerleştirme sonuçlarında yüzde 100 doluluk kaydetti. Küçükşabanoğlu, Anadolu Ajansı'na yaptığı açıklamada, yoğun talebin gençlerin meslekleri, ekonomiyi ve üretim biçimlerini etkileyebilecek dönüşümlerin farkında olduğunu gösterdiğini söyledi.
Açıklamalar, 2026 Türkiye üniversiteye giriş sınavı sonuçlarının yanı sıra 2026-2030 dönemi Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planı değerlendirilirken yapıldı. Haberde, söz konusu doluluk oranına ulaşan programların veya üniversitelerin sayısına ilişkin ayrıntılara yer verilmediğinden, bu oran ülkenin tüm yükseköğretim alanları için bir gösterge olarak kabul edilemez.
Öğrenci ilgisi yeni eğitim politikalarıyla aynı döneme denk geliyor
AIPA Başkanı, yapay zekânın yalnızca teknolojik bir mesele olmadığını; eğitim, insan kaynakları ve kalkınmayla da bağlantılı olduğunu belirtiyor. Aktardığına göre Türkiye son yıllarda bu alanı geliştirmek için çeşitli adımlar attı. Bunlar arasında Yükseköğretim Kurulu'nun ekonominin ihtiyaç duyduğu nitelikli insan kaynağını yetiştirmek amacıyla yapay zekâ ve dijital teknolojiler alanında lisans ve ön lisans düzeyinde yeni programlar başlatması da bulunuyor.
Türkiye Millî Eğitim Bakanlığı da 2025 yılında 2025-2029 dönemi için Eğitimde Yapay Zekâ Politika Belgesi ve Eylem Planı yayımladı. Belge; eğitimde yapay zekâ kültürünün oluşturulmasını, müfredatın geliştirilmesini, öğretmenlerin eğitilmesini, öğrencilerin öğrenme çıktılarının geliştirilmesini ve yapay zekânın yönetimde kullanılmasını; ayrıca teknik altyapı ve verileri kapsıyor. Açıklamalara göre plan dört ana hedef, 15 politika ve 40 uygulama adımından oluşuyor.
Doluluk oranı pratikte ne anlama geliyor?
Açıklanan oran, ilgili programlardaki mevcut kontenjanların tamamını doldurmaya yetecek sayıda öğrencinin kabul edildiği anlamına geliyor; ancak tek başına programların kalitesini veya iş gücü piyasasının mezunlarını istihdam etmeye hazır olup olmadığını ölçmüyor. Küçükşabanoğlu, bir sonraki zorluğun, yalnızca kayıtlı öğrenci sayısını artırmak yerine alana yönelik ilgiyi bilgi, beceri, araştırma ve üretime dönüştürmek olduğunu belirtiyor.
Dernek Başkanı bu ilgiyi Türkiye'de yapay zekâ konusundaki genel farkındalığın artmasıyla ilişkilendirdi. AIPA tarafından yürütülen bir araştırmaya dayanarak toplumun yüzde 80,5'inin yapay zekâdan haberdar olduğunu, yüzde 57,6'sının yapay zekâ kullandığını, kullanıcıların yüzde 35,3'ünün ise onu her gün kullandığını söyledi. Haberde araştırmanın yöntemi veya örneklem büyüklüğü açıklanmıyor.
Ulusal plan ve uzmanlaşmış bir üniversite kurma hedefi
Küçükşabanoğlu, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın girişimiyle; kamu kurumları, akademisyenler, sivil toplum kuruluşları ve özel şirketlerin katkılarıyla oluşturulan 2026-2030 Ulusal Yapay Zekâ Eylem Planı'nın Türkiye'nin bu alandaki hedefleri için kapsamlı bir çerçeve sunduğunu söyledi. Plan, yalnızca hazır teknolojileri kullanma arzusunu değil, insan kapasitesini, üretimi ve yönetimi geliştirme isteğini yansıtan «bil, yararlan, üret ve yönet» yaklaşımını benimsiyor.
Ayrıca tamamen yapay zekâya odaklanan, öğrencileri ve araştırmacıları bir araya getirerek bilim ve teknoloji üretecek uluslararası bir üniversite kurulması çağrısında bulundu. Bu proje için «Cahit Arf Yapay Zekâ Üniversitesi» adını öneren Küçükşabanoğlu, üniversitenin bir gün kurulacağına inandığını ifade etti. Bu çağrı, dernek başkanının ortaya koyduğu bir vizyon niteliğinde olup bir üniversitenin kurulacağına veya bunun için bir uygulama takvimine ilişkin duyuru değildir.